Klinik Çocuk Destek Merkezi Projesi (Klinik ÇODEM)

GELİŞİMSEL TRAVMANIN SAĞALTIMINDA MULTİDİSİPLİNER

REHABİLİTASYON MODELİNİN UYGULANMASI

(MEDİKO-PSİKOSOSYAL REHABİLİTASYON(MePSoR)

Amaç: Klinik Çocuk Destek Merkezi Açılması Projesi (Klinik ÇODEM)

 

PROBLEM DURUM VE PROJENİN AMAÇLARI

                                                           

  1. Çocuklukta İstismar Yaşantıları ve Ortaya Çıkan Psikososyal Sorunlar

Çocuk istismarı, karmaşık nedenleri ve trajik sonuçları olan, tıbbi, hukuki, gelişimsel ve psikososyal kapsamlı ciddi bir sorundur (Kara ve ark., 2004). Ruyan ve arkadaşlarının (2000) çalışmasında belirttiği gibi, Dünya Sağlık Örgütü 1999 yılında çocuk istismarı veya çocuğa karşı kötü muameleyi; “sorumluluk, güven ve yetenek ile ilgili genel durumunda çocuğun sağlığına, yaşamına, gelişimine ve değerine zarar verebilen, fiziksel ve/veya emosyonel kötü davranışı, ihmali, her türlü ticari çıkar için çocuğun kullanılmasını içeren davranışlar” olarak tanımlamıştır (Runyan ve ark., 2002). Çocuğa yönelik kötü muamele ya da çocuk istismarı insanlık tarihi kadar eski, bir o kadar bilinen ancak ortaya çıkarılan sayısı kadar çıkarılmayanları da olan, sosyal ve tıbbi bir sorundur. Bir istismar olgusunun saptanması, tıbbi ve psikolojik tedavi sürecinin dışında yasal işlemleri de zorunlu kılar. Çocukluk çağı travmaları içinde çocuk istismarı yinelenebilirliği, çocuğa genellikle en yakınları tarafından yapılıyor olması, bu nedenle de tanımlanması ve tedavi edilmesi en zor olan travma şeklidir (Johnson, 2000).

Çocuk istismarı ve ihmali; anne, baba ya da bakıcı gibi bir erişkin tarafından çocuğa yöneltilen, toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce uygunsuz ya da hasar verici olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini engelleyen ya da kısıtlayan eylem ve eylemsizliklerin tümüdür. Bu eylemlerin sonucu olarak; çocuğun fiziksel, ruhsal, cinsel ya da sosyal açıdan zarar görmesi, sağlık güvenliliğinin tehlikeye girmesi söz konusudur. İstismar ve ihmalin bu farklı şekilleri yalnız aileleri değil, toplumu, sosyal kuruluşları, yasal sistemleri, eğitim sistemini ve iş alanlarını da etkileyen bir halk sorunudur (Taner ve Bahar, 2004; Akduman ve ark., 2005).

Gerek yurt dışında gerekse yurt içinde yapılan çalışmalarla çocukluk çağı travmalarıyla birçok psikiyatrik rahatsızlık arasında ilişki bulunmuştur. Bunlar; depresyon (Örsel ve ark. 2011, Zoroğlu ve ark. 2001, Durmuşoğlu ve Doğru 2006, Güler ve ark. 2002, Bostancı ve ark. 2006, Evren veÖgel 2003, Yılmaz-Irmak 2008, Beitchman ve ark. 1992, Akt. Çelikel 2007; Carlson ve Rosser-Hogan, 1991; Bernet ve Stein, 1999; Gladstone ve ark., 2004), obsesif- kompulsif bozukluk (Çelikel 2007, Lonchner ve ark. 2002), halüsinasyon görme (Shevlin ve diğerleri 2007), travma sonrası stres bozukluğu (Yılmaz-Irmak 2008, Wolfe ve ark. 2001, Chu ve ark. 1999), dissosiyatif bozukluklar (Zoroğlu ve ark. 2001, Evren veÖgel 2003, Durmuşoğlu ve Doğru 2006, Yılmaz-Irmak 2008, Chu ve ark. 1999), cinsel işlev bozukluğu (Beitchman ve ark. 1992), anksiyete (Evren ve Ögel 2003, Örsel ve ark. 2011, Yılmaz-Irmak 2008, Beitchman ve ark. 1992), çoklu kişilik bozukluğu (Beitchman ve ark. 1992), alkol ve madde bağımlılığı (Karagöz 2010, Evren ve Ögel 2003, Örsel ve ark. 2011, Chasan 2010, Zoroğlu ve ark. 2001, Durmuşoğlu ve Doğru, 2006, Güler ve ark. 2002), kişilik bozuklukları (Zoroğlu ve ark. 2001, Durmuşoğlu ve Doğru, 2006, Yılmaz-Irmak 2008), panik bozukluk (Bakım ve ark. 2011), davranış bozukluğu (Güler ve ark. 2002, Yılmaz-Irmak 2008), öğrenme güçlükleri (Güler ve ark. 2002).

Sonuç olarak ihmal ve istismar yaşayan çocuklarda hukuksal, sosyal, fiziksel, psikolojik ve/veya psikiyatrik sorunlar ve yıkıcı davranışlar görülmektedir.

  1. Mevcut Durum

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda “çocuk”, “daha erken yaşta ergin olsa bile, on sekiz yaşını doldurmamış kişi” olarak tanımlanmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 28. maddesinde yer alan “çocuk; hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder” hükmüyle çocuk hak ehliyeti kavramına temel bir boyut kazandırılmıştır. Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu da çocuklara özel düzenlemeleri içermektedir. Çocuklar, Ceza Kanununca sağlanan korunma hakkına sahiptir.

Çocuk Koruma Kanunu; özel korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların korunmasını, haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınmasını, toplumun adalet ve güvenlik ihtiyacının karşılanmasını hedefleyen çocuk adalet sisteminin esas ve usullerini düzenlemektedir. Kanunda suça sürüklenmiş çocuklara yönelik soruşturma, kovuşturma, yargılanması süreçleri ile çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelik, danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık, sosyal yardım ve barınma konularında koruyucu ve destekleyici tedbirler gibi hususlar düzenlenmektedir. Bu kapsamda koruma ve bakım altına alınan çocuklardan ihtiyaç duydukları koruyucu ve destekleyici tedbir kararları alınmaktadır.

6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadın, çocuk ve diğer aile bireylerine ilişkin önemli koruyucu tedbirler düzenlenmiştir.

  1. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Bakanlığı’nın Görev ve Rolü

Kapatılan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Genel Müdürlüğü yerine 08.06.2011 tarihinde yayınlanan kanun hükmünde kararname ile “Aile ve Sosyal Politika Bakanlığı’nın kurulması kararlaştırılmıştır.            Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın çocuklara yönelik belirtilen görevleri yürütmekle yükümlü olmak üzere Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

Ülkemizde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın sorumluluk ve görevi olan çocuklara ilişkin tüm hizmetlerin yürütülmesi ve koordinasyonundan Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü sorumludur. Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün taşra teşkilatında çocuklara yönelik hizmet verecek çeşitli merkezler bulunmaktadır.

Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yürütülen koruma ve bakım hizmetleri, çocuğun öncelikle ailesi yanında desteklenmesini esas almaktadır. Tüm önleyici hizmetlere rağmen aile çevresinden yoksun kalan, korunmaya ve bakıma ihtiyacı olan çocuklar için aile ortamına yakın bakım ve hizmet modelleri oluşturulmuştur. Hakkında bakım tedbiri alınan çocuk öncelikle ailesi yanında destek hizmeti kapsamında değerlendirilmekte bunun mümkün olmaması durumunda evlat edinme, ya da koruyucu aile modellerinden yararlandırılmaktadır. Çocuk yuvaları, yurtlar, sevgi evleri ve çocuk destek merkezleri ihtiyaca göre şekillendirilmiş ve Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak çalışan kuruluşlardır. Bu kuruluşlar tüm yurtta teşkilatlanmıştır.

2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu korunmaya muhtaç çocukların bakımını ve korunmasına ilişkin esasları düzenlemektedir. Kanununda korunmaya muhtaç çocuk tanımı yapılarak bu çocuklara yönelik hizmet modelleri düzenlenmektedir.

2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun yanında 2005 yılında çıkarılan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, çocuğun bakım ve koruma ihtiyacının yanında iyileştirme ve destekleme işlevi de getirilmiştir.

Yasal mevzuat doğrultusunda; “Çocuk İhmal ve İstismarının Önlenmesi” için gerekli olan koruyucu ve önleyici çalışmaların planlanması, organize edilmesi ve uygulanması; özellikle cinsel, fiziksel veya ağır ihmal sonucu travmaya maruz kalan çocuklar ile bu çocukların ailelerine yönelik, birinci derecede çocuğun ve ikinci derecede ailenin örselenmesini önleyecek tedbirlerin alınmasının sağlanması; çocuktaki ve ailedeki olası travma ve örselenmeyi tedavi ve rehabilite etmek amaçlı çalışmaların yürütülebileceği, yataklı ve ayakta rehabilitasyon hizmeti verebilecek, çocuk, aile ve topluma yönelik çalışmaların uygulamaya konacağı tam donanımlı ve gerektiğinde uzun süreli rehabilitasyon çalışmalarının yapılabileceği “Çocuk Destek Merkezi’nin kurulmasını bir zorunluluk olarak ortaya çıkarmıştır.

Çocuk Destek Merkezleri(ÇODEM),  29.05.2015 tarih ve 29310 sayılı Resmi gazetede yürürlüğe giren ve Ulusal mevzuat gereğince hazırlanan Çocuk Destek Merkezleri Yönetmeliği’ne göre yürütülmektedir.  “Bu Yönetmeliğin amacı suça sürüklenmesi, suç mağduru olması veya sokakta sosyal tehlikelerle karşı karşıya kalması sebebiyle haklarında bakım tedbiri veya korunma kararı verilen çocuklardan psikososyal desteğe ihtiyaç duyduğu tespit edilenlere, Bakanlığa bağlı olarak geçici süre ile hizmet veren Çocuk Destek Merkezlerinin çalışma usul ve esasları ile hizmet standartlarını belirlemektir.”

Mahkemeler tarafından bakım tedbir kararı verilen korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların bakım ve rehabilitasyonu görevi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na verilmiştir. Bakanlık bu doğrultuda; tedbir kararı verilmiş, suça sürüklenmiş, suç mağduru ve sokakta sosyal tehlikelerle karşı karşıya kalmış çocuklar için Çocuk Destek Merkezlerini açmıştır. Çocukların ihtiyaçları ve durumlarına göre ihtisaslaşması öngörülen bu merkezler 11-18 yaş kız ve erkek çocuklar için hizmet sunmaktadır.

  1. İstanbul’da Çocuk Destek Merkezleri

İstanbul’da istismara uğramış çocukların korunma ve bakım ihtiyaçları ile psikososyal destek ihtiyaçlarının karşılandığı ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne bağlı hizmet veren Çocuk Destek Merkezleri sayısı 12’dir. Suçun mağduru, suça sürüklenmiş veya sokakta sosyal tehlikelerle karşı karşıya kalmış çocukların bakım ve sosyal rehabilitasyonlarının yapıldığı bu merkezler yaş grubu(0-11 ve 12-18) ve cinsiyet ölçütlerine göre birbirinden ayrılmaktadır.

İstanbul’da 11-18 yaş kız çocuklarına biri İlk Müdahale ve Değerlendirme Birimi olmak üzere toplam 7 merkez bulunmaktadır. Bu merkezler suçun mağduru ve/veya suça sürüklenmiş, madde kullanıcısı/bağımlısı olmak üzere çeşitli ölçütlere göre ihtisaslaştırılmıştır. Örneğin, madde kullanımı, cinsel istismar mağduru olmak, suça sürüklenme, gebelik gibi.

 

  1. Çocukların Kuruma Geliş ve İhbar Mekanizması

Hak ihlallerinde mağdur kişilerin başvurabileceği bir bildirim mekanizması olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde “Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattı” hizmet vermektedir. Şiddete maruz kalan, risk altında bulunan bireylerin yardım almalarını kolaylaştırmak için kurulmuş olan bu yardım hattı ile ücretsiz ve 7 gün 24 saat danışmanlık hizmeti verilmektedir.

İhbar yoluyla veya kendisi kolluk güçlerine başvuran çocuklar, Çocuk Koruma ve ilk Müdahale ve Değerlendirme Birimine kabul edilmektedir. Burada istismar, psikososyal ve aile işlevleri durumu değerlendirilen çocuk, suça sürüklenmiş olma, madde bağımlığı, gebelik veya diğer sorun alanlarına göre ihtisaslaşmış olan Çocuk Destek Merkezine yerleştirilir. Durumu değerlendirildikten sonra ailesi veya iletişim kurulması gereken yakınları iletişim kurulur. Adli süreçleri kurumca takip edilir. Çocuğun aileye döndürülmesi, diğer kurumlardan gerekli hizmetleri alması ve kendi sosyal rehabilitasyonunun sağlanması için program dahilinde çalışma yürütülür. Çocukla ilgili hazırlanan program başarıya ulaştığında ise, Yasayla alınan çocuklar yasayla ailesine döndürülerek aile yanında takip edilmeye çalışılır.

Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Birimine kabul edilen çocuklar 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında çocuk tesliminde itibaren çocukların 5 gün içerisinde değerlendirmesi yapılır. Beş günlük süre içerisinde aileye teslim edilmesi uygun görülen çocuklar mülki amirin onayıyla ailelerine teslim edilir. Hakkında inceleme sürecinin devam etmesine karar verilen çocuklarla ilgili Çocuk Mahkemelerinden 5395 sayılı yas kapsamında acil koruma kararı talep edilir. Mahkeme tarafından bu talep üç gün içerisinde değerlendirmeye alınır ve karar verilir. İlk Kabul ve Müdahale Biriminde çocuk en fazla 8 gün kalmaktadır. Bu sürenin sonunda çocuğun kuruluşa kabul nedenleri ve sorun alanlarına göre ihtisaslaşan kuruluşlara çocuğun  tertibi yapılmaktadır. Bu işlemin ardından ilgili kuruluşa nakledilen çocukla ilgili sosyal psikolojik hukuki ve ailevi tüm iş ve işlemler bu kuruluş tarafından yapılmaktadır.

  1. Problemin Tanımı: Neden Klinik ÇODEM?

Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 16.maddesinin (5).fıkrasında “sağlık kurulunca düzenlenen rapora göre toplum açısından tehlikeli olan suça sürüklenen veya korunma ihtiyacı olan akıl hastası çocuklar hakkında sağlık tedbiri, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında korunma ve tedavi altına alınma suretiyle yerine getirilir”, (9).fıkrasında ise “ Tıbbi kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla, çocuğun ana, baba, vasisi, bakım ve gözetimini üstlenen kimseler ya da hakkında bakım veya barınma tedbiri verilmiş ise bu tedbiri yerine getirmekle yükümlü kurum ya da kuruluşlarca bu çocukların teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşlarına gönderilmeleri ile sağlanır” denmektedir.  

Yönetmelik 2006 yılında yürürlüğe girmesine rağmen sağlık tedbirini uygulamakla yükümlü olan Sağlık Bakanlığı henüz yüksek güvenlikli sağlık kuruluşlarını hizmete sunmamıştır. Dolayısı ile bu durum psikiyatrik tedaviye ihtiyacı olan suça sürüklenmiş, suç mağduru ve sokakta sosyal tehlikelerle karşı karşıya kalmış çocukların tedavi ve rehabilitasyonları yalnızca merkezlerimizde sunulan hizmetlerle sınırlı kalınmasına ve çocukların doğru ve etkili tedavi alamamalarına neden olmaktadır. Tedavi zincirindeki bu kopukluklar ve istismar ve ihmal edilmiş ya da suça sürüklenmiş ve madde bağımlısı çocuklar için Klinik ÇODEM gibi çocuğun ruh sağlığının medikal, psikolojik ve sosyal yönden desteklendiği ve çocuğa psikiyatrik tedavi ve uzun süreli rehabilitasyon hizmetlerinin verildiği modellerin kurulmasını zorunlu hale getirmiştir.

Klinik ÇODEM modelini zorunluluk haline getiren nedenler:

  • İhmal ve istismar nedeniyle çeşitli psikiyatrik sorunlar geliştiren, suça sürüklenen veya madde bağımlılığı sorunları olan çocukların kabul edildiği ÇODEM’lerde psikiyatristlerin görev yapmadığının bilinmesine rağmen kuruluşlarımızın birer psikiyatri kliniği gibi işlev görmesi beklenmektedir. Türkiye’de çocuk psikiyatristi sayısının, yatılı tedavi olanaklarının yetersizliği nedeniyle söz konusu çocuklar tedavi süreçlerinden yeterince faydalanamamakta, ve sağaltım mümkün olamamaktadır. Ancak ÇODEM’ler tedavi merkezi değildir.
  • Çocuk Destek Merkezleri “Açık Kapı” sistemiyle hizmet vermektedir. Koruma ve bakım altında olup çeşitli davranış sorunları olan, kurum bakımını reddeden, suça sürüklenerek kanunla ihtilafa düşen, antisosyal davranış özellikleri edinen ve madde kullanımına bağlı çeşitli davranış sorunları geliştiren çocuklar, rehabilitasyon programını reddederek sıklıkla kuruluşlarımızı izinsiz terk etmektedirler. Bu durum rehabilitasyon sürecinin ve adli işlemlerin aksamasına neden olmaktadır. Söz konusu çocukların davranış rehabilitasyonunu yapacak yüksek güvenlikli herhangi bir kuruluş bulunmamaktadır.
  • Çocuk Destek Merkezlerinde kalan çocuklarımızın ailelerinde de suç öyküsü bulunduğu, parçalanmış ve sosyo-ekonomik ve eğitim düzeyi düşük aile profiline sahip oldukları bilinmektedir. Bu nedenlerle söz konusu çocukların aileye döndürülmelerinde güçlükler yaşanmaktadır. Çocukların ailelerine yönelik de etkili psikoterapötik çalışmalar yapılması gerekmektedir.
  • ÇODEM’lerde görevli hem meslek elemanı hem de yardımcı personel bu durumdaki çocuğa profesyonel müdahalenin nasıl yapılacağı konusunda bilgi ve tecrübe sahibi değildir. Öfke nöbetinin azaltılması amacıyla acil müdahale için götürülen acil psikiyatri ya da hastanede ise ayaktan tedavi ile çocuk sakinleştirici ilaç verilerek tekrar kurum bakımına döndürülmektedir Bu konuda alınan önlemler, idari ve hukuki yaptırımlar yetersiz kalmakta, çocuğun davranışında değişiklik yaratmamaktadır. Bu durum çocuğun örselenmesine, personelin motivasyonunu azaltarak tükenmelerine neden olmakta, çalışma disiplinini bozmakta ve belirtilen kuruluşların işlevsiz hale gelmesine neden olmaktadır.
  • Madde bağımlılığı/kullanıcılığı olup kanun kapsamında bağlı kuruluşlarımıza gönderilen çocuklar için tıbbi tedavi ve rehabilitasyon gerekmektedir. Bu durumdaki çocuklara kuruluşlarımız sadece bakım hizmeti vermeye yetkilidir. Bu durumdaki çocuklar sağlık tedbiri ile sağlık bakanlığına ait konu hakkında uzmanlığı bulunan kurum ve personelin gözetimi altına alınmalıdır. Bu çocukların ÇODEM’lerde rehabilitasyona tabi tutulması mesleki, idari ve rehabilitasyon formasyonu açısından sakıncalıdır. Bu hizmeti yürüten personelin niteliğinin ve kapasitesinin geliştirilmesi gerekmektedir. Türkiye’de ve İstanbul’da bağımlılık tedavisini yürütecek sayıda yatak ve sağlık kuruluşu bulunmamaktadır.
  • Kurum bakımında olup psikiyatrik tedavisi ve takibi devam eden çocuklar yaş guruplarına uygun kuruluşlara gittiklerinde psikiyatrik tedavilerine başka bir hastane ve doktorla devam etmektedirler. Bu durum da çocuğun tedavisinin bütünlüğünü ve etkililiğini bozmaktadır. Çocukların tek elden tedavisinin yürütülmesi etkili bir psikiyatrik tedavi için zorunluluktur.

Sonuç olarak Çocuk Destek Merkezlerinde verilen rehabilitasyon programlarının nitelik açısından iyileştirilmesi, uluslararası standartlarda ve multidisipliner bir yaklaşım içinde daha etkin bir psikososyal rehabilitasyon programının oluşturulmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

2005 yılından bu yana yürürlükte olan Çocuk Koruma Kanunun Sağlık bakanlığına yüklediği yüksek güvenlikli sağlık kuruluşlar hizmete açılmamıştır.  Uzun süreli ve yatılı psikiyatrik tedavi görmesi gereken çocukların kuruluşlarımızda rehabilite edilmeleri mümkün değildir. Dünya örneklerinde gelişimsel travmatik yaşantıları olan çocukların tedavileri multidisipliner bir yaklaşımla yapılmaktadır. Bu yaklaşım çocuğun hem medikal psikiyatrik tedavi almasını hem de psikoterapi görmesini içermektedir. Türkiye’de bu iki işlevi birlikte yürütecek yüksek güvenlikli bir sağlık kuruluşu bulunmamaktadır.

Yukarıda çerçevesi belirlenen sorunlara çözüm olabilecek yaklaşımın multidisipliner ve kurumlar arası işbirliğiyle çalışacak merkezlerin açılmasına olanak tanınmasıyla mümkün olacağı düşünülmektedir. Söz konusu merkezlerin kurum bakımında olup psikiyatrik takibi devam eden çocukların poliklinik ve klinik takibini tek elden yürütmesi ve kurum bakımında olup yatılı rehabilitasyon ihtiyacı olan çocukların medikal ve psikososyal destek hizmetini birlikte yürütmesi gerekmektedir.

Bu önemli sorunun çözümü için Derneğimiz MepSor Projesinin hayata geçirilerek Klinik ÇODEM açılması için hem Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı hem de Cerrahpaşa Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Ana Dalı ve İstanbul Üniversitesi rektörlüğü ile işbirliği çalışmaları yürütmektedir. Klinik ÇODEM’in yapısı ve işleyişinin dünya örneklerinde görüldüğü gibi olması için çalışmalar devam etmektedir. Yapılan çalışmalar sonucunda Amerika Birleşik Devletleri’nde Residential Model(yatılı rehabilitasyon) olarak belirtilen modelin bazı yeni düzenlemeler ve uyarlamalarla  Ülkemizde de uygulanabileceği belirlenmiştir.

Bu modelin yerinde görülmesi ve Harvard Üniversitesi’nce  8-10 Haziran 2017 tarihlerinde “Diyalektik Davranışçı Terapi Becerilerini Geliştirme” konulu konferansa katılmak ve 12-14 Haziran 2017 tarihlerinde Harvard Üniversitesi bünyesinde madde bağımlısı, istismar mağduru ve suça sürüklenen çocuklara yönelik Psikiyatrik klinik çalışmaların yerinde görülmesinin sağlanarak başarılı deneyimlerin ülkemizde uygulanması ve çalışmaların ileriye taşınması amacıyla Boston şehrindeki benzer amaçlarla açılan kuruluşlar ziyaret edilmiştir. Bu kapsamda yapılan eğitim çalışmaları ve diğer planlamalar sitemizde aktarılmıştır.

Hazırlayan:    Özlem ŞAHİN(Psikolog)

Görevi:           Aile ve Sosyal Politikalar İstanbul İl Müdürlüğü

                        Çocuk Hizmetleri Şubesi

Eğitim             : İstanbul Arel Üniversitesi Klinik Psikoloji Doktora

Tel                   : 0(505) 822 93 68

Mail                :[email protected]

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.